Bilen bilir benim sözüm bilmeyenler için. Hiçbir zaman kişisel bir makale kaleme almadım bu zamana kadar. Ama konu vatan içini binlerce kez şehadeti göreve alarak yıllarca vatan hasreti çekenler olunca durum değişti. Bu haftaki konuğumuz Emekli Albay Mustafa Levent Göktaş.

Kendisini birebir tanıma fırsatım olduğu için gözlerine baktığımda “vatan sevgisi” gördüğüm nadir insanlardandır Levent Komutan. Son günlerde adını yine ve yeniden tıpkı Ergenekon ve Balyoz Davalarında olduğu gibi ortaya atarak Levent Komutana itibar suikastı yapmaya, Levent Komutanı yıpratmaya çalışan bir kliğin varlığından söz etmek isterim. Kalleşlerin tabiatıdır bu, dağda mertçe cenk ederken şehit edemedikleri vatan evlatlarını satılık kalemler ve aklını terör örgütlerine kiraya vermiş olanlarla gerçeklerden bihaber olan insanlara yem etmeyi istemişlerdir hep. Tıpkı Kaşif Kozinoğlu olayında olduğu gibi. Rahmetlinin adını önce casusa çıkardılar, ardından da o dönemlerde çokça izlenen bir dizide adını geçirerek kamuoyuna yem ettiler. Medya da bulunan satılık kalemler, savcılık makamında oturan hainlerin marifetleriyle de o kahramanı bir hain gibi gösterdiler. Bosna Kahramanı, Türk İstihbaratının Orta Asya başmüşavirini hain olarak yaftaladılar. Şimdi de sıra ömrünü terör örgütleriyle mücadeleye vakfetmiş, terör örgütlerinin korkulu rüyası olan Levent Komutana diktiler. Ama nafile, ne komutan Rahmetli Kozinoğlu gibi sessiz kalır ne de bizler onun gibi bir kahramanı terör örgütleri karşısında yalnız bırakırız.

Gelin bu kahramanın cv’sine birlikte bakalım.

Öncelikle şunu belirtmek isterim. TSK içerisinde üç kere ‘üstün cesaret ve feragat madalyası’ alan bir başka kişi yok. Terör örgütleri tarafından defalarca kez pusuya düşürülmüş, düz ovada taranmış, mağarada sıkıştırılmış ancak hepsinde de çıkmayı başarmış bir savaşçıdır kendisi. Ayak izleri sadece yurdumuzda değil, ecdad yadigârı olan topraklarda da vardır. Azerbaycan tanır onu, Bosna tanır onu, Irak’ın kuzeyi onun avucunun içidir. Dönem arkadaşları onun için “500 silahlı adamın eline Levent’i bırakın sağ çıkar, karşı taraftan hayatta kalanlar ise şanslıdır” derler. Böylesine bir savaş dâhisinin adı bence faili belli olan Necip Hablemitoğlu cinayetine adını karıştırma çabaları boşunadır. Necip Hablemitoğlu’nun ölüm emrini veren kişi Fetullah Gülen’dir. Bunun için delil arayan savcılar FETÖ’nün yayını olan Aksiyon dergisinin 2003 yılı nisan ayı sayısına baksın. Bir insan nasıl öldürülür, öldürülen insan üzerinden diğer kişilere nasıl korku salınarak mesaj verilir ve öldürdükten sonra nasıl da ‘ben yaptım gücünüz bana yetmez’ diye racon kesilir hepsi bir sayfa yazıya sığdırılmıştır. Bu hain terör örgütü buna benzer bir açıklamayı Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu suikastından sonrada bizzat Fetullah Gülen’in ağzından yapmıştı. Acaba şimdilerde Hablemitoğlu cinayetine Levent Komutanın adını karıştırmak isteyenler Merhum Hablemitoğlu’nun yakın arkadaşı Psikolojik Savaş Uzmanı Doktor Emin Gürses’e “MİT’in başına geçeceğini ve ilk iş olarak FETÖ elemanlarını tasfiye edeceğini” söylediğinden habersizler mi? Bilmeyenler için söyleyim. Gagavuz Türk’ü olan Rahmetli Hablemitoğlu güçlü ülke olmanın ilk şartının güçlü bir ekonomiye sahip olmaktan geçtiğini defalarca söylemiş, bununda ilk yolunun devletin içindeki hainlerden temizlenmesini gerektiğini, devleti için üreten, çabalayan vatan evlatlarının korunması gerektiğini arz etmişti. Onun Türk Cumhuriyetleri yakın ilişkisi ve kararlılığı sebebiyle MİT Başkanı olacağı söylemleri çıktığında ise hain bir pusu da şehit edilmişti. Tesadüftür ki, Levent Albay’ın da MİT başına geçmek için çabaladığı, hatta dönemin başbakan yardımcısı Abdüllatif Şener’e CV vermek için Konya’ya gittiği yazılıp çizildi aynı çehreler tarafından. Be hey hainler diyesim geliyor bu kişilere. Stratejik önemi çok büyük olan MİT Müsteşarlığı koltuğuna devlet getireceği adamı bilmez de güvenlik görevlisinden istedikleri cv’den mi ister?

Levent Komutan biz Anadolu topraklarında rahat rahat yaşayalım diye, hatta kendisine iftiralar atalım diye Kıbrıs’ta Rumlara, Bosna’da Sırplara, Azerbaycan’da Ermenilere karşı savaşmış, ülke sınırları içerisinde teröristlerle mücadele etmiş, yaralanmış şerefli bir Türk Subayı’dır. Görevde olduğu sürece terör örgütlerinin canını çok yakmış olacak ki hala onların ölüm listesinde ismi geçiyor değil mi? Onu mertçe öldüremeyeceklerini de anlayınca her zamanki gibi kalleşliği seçtiler.
Elbette benim kalemim ve kelamım onun kahramanlıklarını anlatmaya yetmez ancak devlet düşmanlarına karşı safımızı belli etmeninde tam zamanıdır. Zira bir devlet vatan evlatlarını koruyamıyorsa büyüklük söyleminde bulunmamalıdır.

Ben son sözü yıllarca içi boş olan Ergenekon ve Balyoz Davalarında hapis yatırılan Levent Komutana bırakayım. Zira bu söz benim yazdığım yazıdan çok daha fazlasını anlatır. Eee, ne derler ‘ Fazladan izahat lisanen kabahattir ’

 

Savaşta mertliği bilirdik, kalleşliği hücrede öğrendik. (Alb. M. Levent Göktaş)

Haftaya ömür vefa ederse buradayız. Muhabbetle.

0 CommentsClose Comments

Leave a comment