Benim yetiştiğim, 25 yıl bir fiil yaşadığım, kırmızı lacivert formayla 6 yılımı geçirdiğim, futbol oynadığım dönemde adını her zaman en yükseğe çıkarmak için iki dizimi topraklarına bıraktığım, hali hazırda halen aile büyüklerimin yaşadığı şehirdir Gırıkkale.

Havasından mıdır, suyundan mıdır bilmem ama dili ne kadar sert olursa olsun insanı merttir. Gırıkkale insanının dili kabadır belki ama yüreği yufkadır. Karnın mı açıktı tıklat bir evin kapısını açım de kim olduğunu nereli olduğunu sormaz bile. Allah ne verdiyse paylaşır seninle son lokmasına kadar. Mesela Zafer Çarşısında yürüyorsun bir esnaf dükkânına girdin. Alış veriş yapman önemli değil bazen sokaklar üzerine kurulmuş çay ocaklarının hızlı garsonlar tarafından getirilir çayın bazen de esnaf dükkânında alın teriyle demlenen çayın servis edilir hemen. Kılığının kıyafetinin önemi yoktur. Siyasi görüşüne bakmaz. Birçok büyük ile oranla siyasi görüş olarak daha kozmopolittir. Öyle olmamış olmasaydı son dönemde üç büyük partiden birer vekil çıkarmazdı. Neyse devam edelim. Haftada bir her evde yufkanın üzerine dökülen bulgur pilavı yenilse de özellikle ağır sanayimizin can damarıdır Gırıkkale. Bana sorarsanız en büyük talihsizliği ise Ankara’ya yakın olmasıdır. 44 ilin buluşma noktasıdır. Kızılırmak havzasında olmasından dolayı Hitit, Roma ve Bizans gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Keskin ilçesi köylerinden Selçuklu ve Osmanlı Devleti için askerler yetiştirilmiştir mesela. Horasan erenlerinden Hasan Dede bir ilçesine adını vermiştir. Merkez ilçesi olan Yahşihan’a ismi Emir Timur tarafından verilmiştir. Türk Kültürüne Hacı Taşan gibi bir ustayı yetiştirmiştir. Dillere pelesenk olan”Türkiyem” şiirinin şairi Merhum Dilaver Cebeci’yi bağrında yetiştirmiştir.

Bu hizmetine karşılık nedendir bilinmez, niye’sini de siz araştırıp bulun biraz olsun devletin üvey evladıdır. Bana kalırsa vatana olan sevgisinden, devlete olan bağlılığından emin olunduğu içindir bu görmezden geliş.     Devlet büyükleri bilirler ki Gırıkkale insan susuz kalsa da, aşsız kalsa da, işsiz kalsa da devletine başkaldırmaz. Alicenaptır, mütevekkildir, yardım severdir, vatanseverdir, muhafazakârdır. Milli ve manevi duyguları en üst seviyede yaşar. Her şehirde olduğu gibi Gırıkkalelinin de iyisi kötüsü vardır. Ülkemizin bağımsız bütünlüğüne kasteden HDP’nin parti binasını didik didik arasanız da bulamazsınız bu şehirde. Çünkü teröre en çok şehidi veren illerin başında gelmektedir. Bu sebeple HDP’nin parti binası yoktur. Bir de bu şehrin insanının en bariz özelliği asla ve asla yemek yediği kaba pislememesidir.

Böylesine bir şehir halkı yapmış olduğu yalan yanlış benzetmeler ve sapır saçma sözlerle kendisini komedyen sana Baturay Özdemir tarafından sahne performansına konu edilmiş. Kitapların içine gömüldüğüm için tanımıyorum bu zatı. Çevremdeki insanların sosyal medya paylaşımlarından gördüm sadece yapmış olduğunu. Bir dakikalık süre içerisinde bayağı üzüldüm haline. Gırıkkale’ nin neresinde yaşamış bilmiyorum ama çocukluğunda yaşamış olduğu bir travmanın etkisinden çıkamamış. Üzerinden atamadığı moron’luğunu da buna bağlıyorum. Eğer öyle olmasaydı en başta Gırıkkale diyeceğini bilirdi. “Lan” kelimesi Gırıkkale’ liler için virgüldür mesela bundan da habersiz. Asıl habersiz olduğu nokta ise Gırıkkale de siz neyseniz onun karşılığını bulursunuz. Gırkkaleli sizi sevdiği zaman yakınlığını belli etmek için “Gardaş” der. Tabi Baturay gibileri için bu ünlemeler kültürsüzlüktür. Mesela Gırıkkale için “Medeniyetten kaçış projesi” demiş bu zevat. Baturay ve ona benzeyenler için medeniyetsizlik olabilir çünkü onlar dakika başına bir tecavüz vakası düşen İngiltere’yi, sokaklarında kapkaç ve hırsızlığın eksik olmadığı Fransa’yı, elinde biralarla magandalık yapan Almanları, kullandıkları zararlı maddelerle insanlık seviyesinin en altında sürünen Amerikalıları örnek alıyorlar. Onlara göre sokaklarda köpek gezdirmektir çağdaşlık, gece kulüplerinde sabahlamaktır.          Böyleleri için söz sarf etmeye de gerek yoktur aslına bakarsanız ama hani kendi çapınca dalga geçtiği sabahtan akşam insanların karşılık volta attığı Gırıkkale’ nin sokaklarında öğrendik biz vefayı. Şimdi oturdukları koltukları Gırıkkale’ ye borçlu olanlar bu şirin şehre vefasızlık ediyorsa bana ne? Üç milletvekili var bu şehrin üçü de avukat aynı zamanda, ülke ekonomisine katkı sağlayan hatırı sayılır iş adamları var, onların vurdumduymazlığı için bende vefasız olamam ya.
Bak Baturay Efendi bu zamana kadar ettiğim sözler yapmış olduğun dalkavukluk içindi. Şimdi ki sözlerim sanadır. Gırıkkale’ li biri için en büyük gurur kaynağı Müslüman Türk oluşudur, cahildir insanımız eyvallah bu cahilliğine göre yaşar en yoğun duygularını ama senin gibi aymaz ve yarı cahil değildir. Çok sevdiğini ve takip ettiğini söylediğin İlber Hoca’nın yarı cahiller için sarf ettiği sözleri dinlemeni tavsiye ederim sana. Senin gibi uzaktan kumandalı bilgisayar figürü değildir Gırıkkale insanı, bağrından “devletim isterse altı ayda nükleer silahta yaparım” diyen Melih Bulu gibi bir bilim insanını da yetiştirmiştir.
Benim sana son tavsiyem yaşın henüz geçmeden gir SSK’lı bir işe çalış, zira sen komiksin ama yaptığın gösterilerin berbat.
Dalkavuk: Çıkarı için faydası için türlü işler yaparak saygınlık kazanmaya çalışan kişi.
Moron: Eğitilemez derecede zekâ eksikliği olan kişi.
Zat: Kişi, kimse.
Zevat: Kişiler, kimseler.

Son kelimeleri şu sebeple yazdım, olurda çevrende aklı evvel birileri sana hakaret ettiğim bahanesiyle bana dava açmanı falan söylerlerse onlara kanma. Bu sözler hakaret değil.

Kıymetli okuyucularım haftaya ömür vefa ederse buradayız efendim.
Muhabbetle (Baturay sen üzerine alınma)

0 CommentsClose Comments

Leave a comment